Aile Çay Bahçesi | Yekta Kopan | Kitap İncelemesi

Bu kitap Yekta Kopan’ın okuduğum ilk kitabıydı. Kitap aynı zamanda Yekta Kopan’ın da ilk kitabıymış. Yekta Kopan’ı bir çoğumuz seslendirme sanatçısı olarak tanıyoruz ki bir çoğumuzun sevdiği yabancı film karakteriyleni onun sesiyle sevmiştik. Son zamanlarda Yekta Kopan aynı zamanda kültür sanat programları ve yazdığı kitaplarla da görüyoruz. Özellikle hikaye kitaplarıyla yakın dönem edebiyatında oldukça dikkat çeken ve ödüller alan yazarlardan birisi.

Yekta Kopan bu kitabı 2013 yılında yazmış ve kitap Can yayınlarından neşredilmiş. İnce bir kitap ve aynı zamanda bölüm bölüm yani her bir bölüm bir hikaye gibi ele alınmış olduğundan kolay okunan ve akıcı bir kitap. Kitap birinci ağızdan yazılmış ve roman başkişi tarafımdan anlatılıyor. 

Kitaba gelirsek, dağılan bir ailenin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisinin ele alındığını söyleyebilirim. Çapkın ve uçarı baba annesinin zoruyla durulsun diye evlendirilmiş fakat bu evlilikten sağlık bir ilişki oluşmamış. Sevgisiz ve aile bağları zayıf bir aile ortaya çıkmıştır. Baba gönül ilişkilerine devam etmiş, ailesini hep göz aldı etmiştir. Eşini seven fakat aldatılmanın üzüntüsü içerisinde kendini yiyip bitiren kadın ise hayattan iyice soğumuştur. Müzeyyen ismindeki ve romanımızın baş kişisi olan kız evin büyük kızıdır. Annesi bu mutsuz ortamda bir kız çocuğu daha doğurmuştur.  Müzeyyen nedense bu kız kardeşi kıskanmış ve sevmemiştir.  Fakat bir gün annesi cam silerken kardeşi Çiğdem’in ağlamasıyla telaşa kapılmış ve dengesini kaybederek camdan düşerek can vermiştir. O günden sonra Müzeyyen annesinin ölümünden babasını ve özellikle de kız kardeşini sorumlu tutarak onlardan nefret etmeye başlamıştır. Geride kalan her bir aile bireyi birbirinden bağımsız olarak kendi yolunu çizer fakat babalarının ölüm döşeğine düşmesiyle tekrar bir araya gelirler ve bu süreçte herkes hem kendisiyle hem de geçmişleriyle yüzleşmek ve sorgulamak zorunda kalır. 

Kitap konu olarak oldukça sıradan daha doğrusu herkesin çevresinde muhakkak duyacağı veya belki de bizatihi kendisinin yaşadığı hayatın içinden bir olay işlenmektedir kitapta. Konu seçimi açısından oldukça cesur bir kitap diyebilirim.  Aşina olduğumuz olayların işlenmesi ve anlatılmadı bazen daha zordur ve insanların ilgisini çekmek biraz daha maharet ister. Bu manada kitap başarılı olmuş diyebilirim. Fakat bu durumun ülkemizdeki genel okur kitlesinin ortak özelliklerinden de böyle olabileceği aklıma gelmiyor değil. Ülkemizde hem televizyon hem de yazın sektörünü belirleyen önemli kesim genelde kadınlar oluyor.  Bu bir realite olarak karşımızda duruyor. Daha ziyade gündelik mevzuları oldukça dramatize olarak izlemek veya okumak eğilimde olan bu kitle yazan veya üreten insanların eserlerini ister istemez etkiliyor. Yazarın bu konuyu işlemesini takdir etmeme rağmen ilgimi çeken bir hikaye olmadığını itiraf etmeliyim. Ben bir romanda öncelikle kurguya bakıyorum. Sonrasında sırasıyla dil, karakter ve mekan geliyor diyebilirim. Bu mana da pek tarzım bir kitap değil, bunu da belirtmeliyim. 

Kitap monologlar ve flashbacklerden oluşuyor çoğunlukla. Aslında ortada bir roman var mı ondan da şüpheliyim. Daha ziyade okuduğumuz bir anı, bir anlatı… Bu tarza roman dışında bir ad verilmeli bence. Bu tarz anlatımlar belki bir öykü boyutunda iyi oluyor fakat bir roman boyutuna ulaşınca flulaşıyor ve okuyucuyu bir süre sonra boşlukta süzülüyor hissine sürüklüyor. Her ne kadar yazarın anlatımı akıcı, düzgün ve anlaşılır olsa da daha ziyade okuyucu kitlesi hesaplanarak biraz da popülist bir kaygıyla yazılmış diyebilirim. Ayrıca yakın zamanda eleştirdiğim romanda cinselliğin, şiddetin ve absürtlüklerin sınırı konusu ve yeraltı edebiyat konusu var.  Kimilerine göre Yekta Kopan bu yeraltı edebiyat kategorisinde. Bunun en önemli sebebi de bir porno filmi ayrıntısında cinsellikten bahsetmesi. Kitapta da adı aile olan bir kitapta yani ve ana teması ailenin önemi olan bir kitapta bir yerde o kadar düzeysiz bir olayı tüm ayrıntısıyla okuyorsunuz ki, bölüm bitene kadar bu anlamsız sahneyi neden okuduğunuzu sorguluyorsunuz.  Bu tür aşırılıkların romanı beslemek yerine zedelediğini düşünüyorum. Ki bu kitabın zamanında lise öğrencilerine dağıtıldığını da düşünürsek yazarken biraz daha öz denetimimizi diri tutmalıyız diye düşünüyorum. 

Bir dönem bahsettiğim kitaplara da tv programlarında olduğu gibi yaş ve içerik uyarılarının yerleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani kitap hangi yaş grubuna hitap ediyor, şiddet, korku, cinsellik vs durumu kesinlikle belirtilmeli ve kitabın türü net olarak kitapta yer almalı. Bu tür uyarıların okuru daha iyi yönlendireceğine ve kitapların olumsuz etkilerinin en aza indirgeneceğine inanıyorum. 

Sözün özü, Yekta Kopan’ın diğer kitaplarını da okumalıyım diyebileceğim bir heyecan oluşmadı içimde. Kitap yoğun monolog ve duygu anlatımlarından hoşlanan kişilere hitap ediyor. İçerisinde yer alan tespitler vurucu ve değer katıcı nitelikte değil diye düşünüyorum. Ayrıca karakterlerin çok canlı ve sahici olmaktan uzak, tamamen kurgusal ve şablon tiplemeler olduğu kanaatindeyim. Ayrıca kitabın sonu o kadar zorlama ve zoraki etkileme havasında yazılmış ki, yok artık demeden edemedim. Neyse genelde övgü yazılarını uzatmayı severim, yergi yazılarını kısa kesmek daha edeptendir diye düşünüyorum. 

Bunlar naçizane görüşlerim. Zevkler ve renkler meselesi bir noktada…. Yazar Foulkner’in bir tavsiyesiyle bitireyim eleştirimi: “Okuyun, okuyun, okuyun. Her şeyi okuyun. İyi ile kötünün arasındaki farkları görmek için klasiklerin yanında çeri çöpü de okuyun.”

Değerlendirmeyi Youtube kanalımdan izlemek için ;https://youtu.be/Kvbp38oc478

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s